23 Mayıs 2008 Cuma

DOMUZ ETİNDE SALMONELLA UYARISI

İngiltere hükümetinde görevli bilim adamlarına göre; her yıl İngiltere de kesilen yüzbinlerce domuzun etinde zehirleyici bakteri bulunuyor.İngiltere Tarım bakanlığı tarafından mezbahalarda yapılan kontrollerde,her yıl kesilen 13 milyon domuzun yaklaşık 700.000'inin,antibiyotiğe mukavim cinsleri de dahil olmak üzere, Salmonella'nın pek çok türünü yapısında barındırdığı belirlendi. Bakanlık yetkilileri hayvan üretme çiftliklerine bu konuyla ilgili olarak yeni düzenlemeler getirmiş olmakla birlikte,konunun sadece çiftliklerdeki koşulları değiştirmekle düzelemiyeceğini ve domuz etinden kaynaklanabilecek gıda zehirlenmelerine karşı mutfaklarda dikkatle önlem alınması gerektiğini ifade etmektedirler.

Daıly Telegraph'dan derleyen Netdoctor.co.uk 7/ 12/2000

KENDİ KENDİNE HİPNOZ

Kendi kendini hipnotize edebilen bir kadın, anastezisiz ayağından ameliyat oldu. 59 yaşındaki Brenadine Coady, operatör ayağındaki kemik ve kasları keserken hiç acı duymadığını söyledi. Brenadine Coady, hipnotizasyon için, sadece, kendi kendine hiç acı duymadığını tekrarladığını ve uygun eğitim ile bunu herkezin başarabileceğini belirtti. 4 Aralık 2000 tarihindeki ameliyat, Brenadine Coady'nin anestezisiz yapılan ikinci ameliyatıydı.Kendisi ameliyat sırasında tüm yapılanların farkında olduğunu ancak operatör ile hiç konuşmadığını söyledi. Her ihtimale karşı ameliyat sırasında ameliyathanede bir anastezist bulunduruldu.

Daıly Mail'dan derleyen Netdoctor.co.uk
5/ 12/2000

AIDS HIZLA ARTIYOR

AIDS uzmanları, İngiltere ve Galler bölgesindeki HIV taşıyıcıları oranının son üç yıl içinde %40 oranında arttığını tahmin ediyorlar.Bugün yayınlanan Public Health Laboratory Service'de, geçtiğimiz yıl 3000 yeni HIV vakasının belirlendiği açıklandı. Şu anda İngiltere'de 20800 HIV taşıyıcısı bulunmaktadır ve bu rakkam son 4 yıl içinde % 40'lık bir artışa tekabül etmektedir.

Daily Telegraph 'dan derleyen Netdoctor.co.uk
1/ 12/2000

ÇOK YEMEK ZARARLI

Yapılan yeni bir araştırmaya göre, az yemek ömrü uzatıyor.Amerikan bilim adamları,normalden % 70 daha az kalori ile beslenen maymunların kanser gibi dejeneratif rahatsızlıklara daha az yakalandıklarını tespit ettiler. Meyve kurtları, solucanlar ve fareler üzerinde daha önce yapılan denemelerde de, az gıda almanın yaşam uzunluğunu yaklaşık %40 oranında arttırdığı tespit edilmişti.Çalışmalarına devam eden bilim adamları,bu denemelerin insan ömrünün uzatılması konusunda önemli ipuçları vereceğine inanmaktadırlar.
The Times 'dan derleyen Netdoctor.co.uk
25/ 11/2000

AMERİKA CIVALI TERMOMETRELERİ YASAKLIYOR

Civalı termometreler sağlığa zararlı oldukları gerekçesi ile bazı Amerikan Eyaletlerinde yasaklanıyor.Cıva beyin ve sinir sistemini etkilemektedir ve sağlık yetkilileri evlerde kırılan cıvalı termometrelerin havadaki cıva seviyesini arttırdığından endişelenmektedirler.Yetkililerin tahminine göre tek bir termometrenin içindeki cıva 8 hektar büyüklüğündeki bir gölün, içindeki balıklarla birlikte tamemen kirlenmesi için yeterlidir.

The Independent on Sunday 'den derleyen Netdoctor.co.uk 19/ 11/2000

AŞIRI TEMİZLİK KANSER RİSKİNİ ARTTIRIYOR

Çocukluk yıllarında mikroplarla çok az karşılaşan kişilerin hayatlarının ileriki yıllarında kanser'e yakalanma riskinin arttığı ileri sürüldü.Bu konu ile ilgili araştırma yapan bir İtalyan grubu,öldürme oranı çok yüksek bir lemfatik sistem kanseri olan non-hodgkin lemfoma hastaları üzerinde yaptıkları araştırmada; bu hastaların çocukluklarında mikrop ve virüslerle pek fazla karşılaşmadıklarını tespit ettiler.Genellikle mikropları evlere abla ve ağabeyler taşıdıkları için tek çocuk olarak büyüyenlerde bu riskin daha fazla olduğu ileri sürüldü.Araştırmacılar,Kanser'in; bağışıklık sistemi çocukluk yıllarında mikroplarla mücadele etmeyi öğrenememiş kişilerde oluşabileceğini ve aynı mekanizmanın astım,MS(Multiple Sclerosis) ve ensüline bağımlı şeker hastaları için de söz konusu olabileceğini düşünmektedirler.

The Sunday Times, The Independent on Sunday 'den derleyen Netdoctor.co.uk 19/ 11/2000

22 Mayıs 2008 Perşembe

Radyoterapide hedefe tam isabet

Kanserli hücrelerin yayılmasını önleyen radyoterapi tedavisinde 'yoğunluk ayarı' sağlayan bir cihaz hizmette. Artık tümöre doğrudan 'nokta atışı' yapılabilecek

Radyoterapi (ışın tedavisi), kanserle savaşta uzun yıllardır kullanılan tedavilerden biri. Tümör hücrelerinin çoğalmasını önleyen radyoterapi, kemoterapinin aksine sadece uygulandığı bölgede etkili olan bir seçenek. Dolayısıyla bu tedavi yöntemi, hastalığın aynı yerde nüksetmesini önlemeyi amaçlayarak, tümörün başka bölgelere sıçramasını engelliyor.

Kontrolü zordu
Fakat, radyoterapi günümüzde bazı hastalarda istenilen sonucu yeterli ölçüde sağlayamıyor. Özellikle omurilik, tükürük bezi, ağız içi, genital bölge gibi hassas bölgelerin radyasyona duyarlı olması nedeniyle radyoterapi dozlarının kontrolünde zorluklar yaşanıyor. Ancak, 'yoğunluk ayarlı radyoterapi' (YART) adı verilen yeni bir cihaz sayesinde artık radyoterapi tedavisinde yeni bir dönem başlıyor.
Metropolitan Florance Nigtingale Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü'nden Dr. Şefik İğidem, YART'ın daha önceki radyoterapi tekniklerinden farkını şöyle açıklıyor:
"Daha önceki teknikler, tedavi edilecek organı veya tümörü iyi lokalize edemiyordu. Yani, tümörün nerede olduğunu tam olarak bilemiyorduk. Bu yüzden de ışın tedavisini daha geniş bir alana uygulamak zorunda kalıyorduk. Bu da bizim için daha fazla yan etki anlamına geliyordu.

Tümörün tam yeri bulunuyor
Oysa YART adlı cihaz, tomografi bazlı planlama teknikleri sayesinde tümörün ve risk altındaki organların nerede olduğunu tam olarak belirliyor. Ve tedavi kriterlerini buna göre programlıyor. Cihaz, risk altındaki organlar üzerinde doz yoğunluğunu da ayarlayabiliyor. Böylece hassas bölgeler ve organlar boşuna radyasyon etkisine maruz kalmıyor.
Doz, sabit yoğunluklu bir hüzme olarak değil, değişik yoğunluğa sahip binlerce hüzme şeklinde veriliyor. Bu da ağız içi, geniz bölgesi gibi tümörlerde veya bağırsak ve idrar torbasına komşu bölgelerdeki tümörlerde yan etkileri azaltıyor. Özellikle ağız kuruluğu, omurilik hasarı, bağırsak kanaması gibi istenmeyen sonuçların görülme riskini düşürüyor."
Birkaç ay içinde önce İstanbul'da Metropolitan Florance Nightingale Hastanesi'nde kullanılmaya başlanacak olan YART, şu anda ülkemizde çeşitli üniversite hastaneleri ve özel merkezlerde kurulma aşamasında.

Bu ilaç tedavi etmiyor!
Doç. Dr. Serdar Turhal, Türkiye'de de kullanılan ve akciğer kanseri için ümit vaat ettiği düşünülen 'Iressa' adlı ilacın kemoterapi alan hastalarda etkili olmadığının kanıtlandığını söylüyor. Bu ilacın Türkiye'de Marmara Üniversitesi de dahil sekiz merkez tarafından bir yıl önce denenmeye başlandığını anlatan Doç. Dr. Turhal, "Ancak sonuçlar çok olumsuz. Yaklaşık bir ay önce ABD'de bazı eyaletlerin sağlık sigorta sisteminin bu ilacı ödemediğini gördüm" diyor. Doç. Dr. Turhal, Iressa'nın kemoterapi almayan hastalara faydası konusunda araştırmaların sürdüğünü söylüyor.